Previous month:
November 2009
Next month:
July 2010

Peçetelik, peçetelik...

Pecetelik

Pecetelik

Pecetelik

Takip ettiğim bloglar arasında "C Jane enjoy it" adlı Utah'lı Mormon bir yazarın blogu var.Genelde geniş ve kalabalık ailesiyle ilgili hikayeler yazıyor. C jane'nin bir diğer blogu daha var. Burada okuyucular ana blogda gördükleri bir ürünü nereden aldığını soruyor, o da yanıtlıyor.

Geçen aylarda peçetelikler sorulunca okuyucularımdan biri bunu Kırmızı Minder'de yazabileceğimi çünkü Kırmızı Minder'in marka tanıtımı yapan bir tasarım blogu olduğunu hatırlatmıştı. Her ne kadar e-posta ile gelen sorulara elimden geldiğince yanıt vermeye çalışsam da her peçetelik olan sofrada yeniden aynı e-postaları aldığım için yazmak en doğrusu olacak herhalde.

Kırmızı Minder de bu anlamda C Jane'inki gibi sorulara yanıt veren yazılar içerebilir belki.

Gelelim peçeteliklere: Birinci ve üçüncü fotoğraflardaki kuşlu, güllü ve beyaz peçetelikleri Everything marka mutfak gereçleri satan bir Garden Life mağazasından almıştım. Ortadaki fotoğraftaki kalpli peçetelik ve peynirlik ise Mudo. Kalpli peçetelik küçük peçetelere göre tasarlanmış ama ben büyük peçeteleri daha küçük katlayıp kullanıyorum.

not: bu bilgileri yazmak için everything'den veya mudo'dan herhangi bir indirim/hediye almadım...


Perdeli Ranzalar

Perdeliranza

Geçen sene Kırmızı Minder'e ara verdiğimde hayatımın en sıkıcı dönemlerinden birinin ortasındaydım. Bütün enerjimi yitirmiş, elimde avucumda kalan azıcık enerjiyi de nasıl kullanacağımı bilemez haldeydim. Allah'tan o halden kısa sürede kurtuldum ama hem bebeğimin dünyaya geliş serüveni hem de benim dekore edecek çok fazla bir yere sahip olmayışım dönüşümü geciktirdi.

Artık Kırmızı Minder ve Portakal Ağacı olarak büyük bir ofiste orta karar bir çalışma alanım ve birkaç ay içinde dekorasyon fikirleriyle boğabileceğim bir iki projem var. Her gün Musab'la işe gelirken ofisin ve projelerin dekorasyonları ile ilgili hayaller kuruyorum. Bu da Kırmızı Minder'e yeniden dönmek için en ideal zaman demek!

İlk fotoğraf beni ablamla ranza savaşları yaptığımız günlere götüren, her ne kadar bir kızım bir de oğlumun olması harika olsa da iki kızım olsaydı bu ranzadan yapardım dedirten Living etc dergisinden bir sayfa. Çocukken kendimize ait bir alan olması o kadar özel gelirdi ki battaniyelerle alt katı kapatıp oyunlar oynamak dünyanın en zevkli oyunu olurdu bir anda. Perdelerimiz olsaymış kocaman battaniyeleri taşımaktan kurtulurduk demek ki...